|
İMAM BUHARİ VE SAHİHİ
Cami'ül Usul sahibi-îbnül Esîr, Buhari'nin hal tercemesinde şunları kaydetmektedir.
O, Ebu Abdullah Muhammed İbn İsmail, tbn İbrahim, îbn el-Muğire, el-Cu'fi el-Buhari'dir.
Buhari'ye el-Cû'fı denilmesi, dedesinin babası olan el-Muğire'nin bir Mecûsî olup, Buhari Valisi el-Cu'ff vasıtasıyla müslüman olması sebebiyledir. Dolayısıyla O'nun eliyle müslüman olduğu için el-Cu'fi'ye nisbet edilmiştir.
Cu'fi: Yemen'de bir kabile reisidir. O da Cü'fi Sa'd, el-Asîre İbn Maz-hac'dır.Aynı şekilde buna da nisbet edilmiş olabilir.
Buharî (r.a.) Hicri 194 senesinin şevval ayının onüçünde cuma güne dünyaya geldi. 256 senesinin Ramazan bayramı gecesi arkasında hiç erkek evlad bırakmaksızın 62 yaşında iken vefat etmiştir.
Hadis ilminde otorite olan Buhari, ilim tahsil etmek amacıyla muhaddislerin ikamet ettiği bütün beldelere seyahet etmiştir. Horasan, Cebal, Irak, Hicaz, Şam ve Mısır'da bulunan muhaddislerden hadis yazmıştır. Hadislerim hadis hafızı olan şeyhlerden almıştır.
Buhari'nin hadis aldığı şeyhlerden bir kısmı şunlardır: Mekkî tbn İbrahim, el-Belhî, Abdan İbn Osman el-Mervezî, Ubeydullah İbn-Mus'a el Absî, Ebu Asım, eş-Şeybânî, Muhammed İbn Abdullah el-Ensarî, Muhammed ibn İbn Yusuf, El-Firyabî, Ebu Nuaym eî-Fadl, tbn-Dükcyn, Ali îbn el-Medenî, Ahmed îbn Hanbel, Yahya İbn Mam, İsmail İbn-Ebi Üveys El-Medenî ve daha başka imamlar.
Hadis rivayet ettiği bütün beldelerde kendisinden pek çok kimse hadis almıştır. Firebrî şöyle demektedir:
Buharî'nin kitabını -Sahih-i Buhari- doksanbin kişi dinledi. Fakat benden başka O'ndan hadis rivayet eden kimse kalmadı. Aynı şekilde bugün -Sahih-i Buhari- ondan başka hiçbir kimse tarafından rivayet edilmez.
Buhari 10 yaşında iken, hadis tahsiline başladığı halde 11 yaşında iken hadis otoritelerine karşı reddiyeler yapmıştır.
Buhari, kitabının te'lifı hakkında bizzat kendisi şöyle demektedir.- "Sahih-i Buhari'yi 600.000 hadis içerisinden seçerek yazdım. Hiçbir hadisi iki rek'at namaz kılmadıkça içerisine koymadım."
Buhari, Bağdat'a vardığı zaman muhaddisler O'nun geldiğini işitince (meşhur hafızasını yoklamak üzere) hemen toplandılar ve yüz hadis seçmeye karar verdiler. Bu amaçla, bir senedin metnini başka hadisin senedine, onun senedini de başka hadisin metnine ilave ederek böylece sened ve metinleri değiştirilmiş yüz tane (maklub) hadis meydana getirdiler. Bunları her birine onar hadis olmak üzere on kişiye taksim ettiler. Ve onlara, Buhari'nin bulunduğu meclise gelerek bunları Buhari'ye arzetmelerini emrettiler. Nihayet muhaddislerden bir cemaat meclise gelip hazır oldular. Artık halk meclise tamamen yerleşince bu on kişiden birisi içeri girerek kendisine verilen hadislerden birini okudu ve Buhari'ye bu hadisin doğru olup olmadığını sordu. Buhari "Bu hadisi bilmiyorum" dedi. Arkasından diğer hadisi sordu, Buhari "onu da bilmiyorum" dedi. Buhari hepsine de "bilmiyorum" cevabını veriyordu. Fakat alimler O'nun bile bile inkar ettiğini biliyorlardı, ama diğerleri bunun farkında değillerdi sonra bu on kişiden bir diğeri içeri girdi. O da aynen öncekinin yaptığı gibi yaptı. Sonra on kişi tamam oluncaya kadar adamlar birbiri arkasından içeri girerek vazifelerini tamamladılar. Fakat Buhari "Bilmiyorum" sözüne başka birşey ilave etmedi.
Nihayet kendisine yöneltilen sorular sona erince adamlardan ilkine yönelerek:
"Senin birinci hadisine gelince, onun doğrusu şu, ikincisininki şu" demek suretiyle her bir hadisin metnin asıl senedine; her senedi de orijinal metninin başına getirerek yüz hadis tamamlanıcaya kadar her birini muntazam bir şekilde cevapladı. Böylece insanlar O'nun hafızasını ve faziletini kabul ettiler.
Camîu-S Sahih
Şeyh Muhammed Ebu Şehbe şöyle demektedir.
"Buhari'ye gelinceye kadar O'ndan önceki hadis imamları eserlerini sadece sahih hadislerin telifine tahsis etmezlerdi. Bilakis birbirinden ayırma işlemini, okuyucu ve talebelerin hadis tenkidi ve makbul ile merdud hadisleri birbirinden ayırma hususundaki marifetlerine terkederek sahih, hasen ve zayıf olmak üzere bütün hadisleri cemederlerdi. Fakat Buhari sadec sahih hadislerin te'life tabi tutulması gerektiği görüşüne inandı. Bunun için de (Kitabüssahih) sahih kitabım te'lif etti ve ona el-Cami' El-Müsned es-Sahih el-Muhtasar min umuri Resu-lillahi ve sünenihi ve eyyamihi: Resulullah (a.s.)'ın emirleri sünnetleri ve günlerinden ihtisar edilmiş sahih ve müsned hadislerin camii adını verdi."
Bu eseriyle İmam Buhari, hadis telifi sahasında, hadis öğrenimi yapan talebelerin ve özellikle müteahhirun devrindeki talebelerin hadis Öğrenmelerini ve hadislerle ihticaclannı kolaylaştıran son derece başarılı bir adım atmış oluyordu.
Buhari'yi Sahih'in Te'lifine Sevkeden Amil
Üstadı İshak bin Raheveyh'den duymuş olduğu bir söz O'nu, bu yüce çalışmayı yapmaya yöneltmiştir. Buhari'den şöyle dediği rivayet edilir. "Bir gün İshak İbn Raheveyh'in huzurunda bulunuyordum. Bana; Keşke Resulullah (a.s.)'ın sahih sünnetlerini seçerek muhtasar bir kitap halinde toplamış olsan" dedi. Bunun üzerine bu iş aklıma düştü ve derhal 'el-Camiu's-Sahih'i cem etme işine başladım" Daha sonra gördüğü bu rüya Buhari'nin bu konudaki azmini pekiştirmiştir. Buhari rüyasını şöyle anlatmıştır. "Rüyamda, elimde kendisiyle Resulullah (a.s.)'ı serinletmeye çalıştığım bir yelpaze olduğu halde, kendimi Resulullah (a.s.)'ın huzurunda duruyormuş gibi gördüm. Sonra bunu bazı rüya tabir edenlere sorduğumda bana: "Sen Resulullah (a.s.)'ın hadislerini mevzuu hadislerden muhafaza edeceksin" dediler. İşte bu iki şey beni, 'Cami üs-Sahih'i' tasnif etmeye sevk etti."
Buhari'nin Sahihi Cemederken İzlediği Metod
Muhakkak ki, Buhari sahihini cemederken insanı, hadislerin sıhhati hususunda güven ve itimada daved eden sağlam bir metod izlemiştir. Buhari, ravile-rin hallerini ve hadislerin sıhhatini tevsik etme hususunda kılı kırk yarmış ve bu konuda insan gücünün ulaşabileceği en son gayreti sarfetmiştir. Nihayet kitabı sahihlik ve güzellik bakımından bulunduğu duruma gelinceye kadar rivayetler arasında mukayese yapıyor, sahihini sakiminden ayırıyor ve aralarından doğruluğuna itimat ettiği hadisleri seçiyordu. Kendisinden rivayet edilen şu haber de bunu açıkça göstermektedir. O, şöyle demiştir: "Câmî'i 600.000 hadis içerisinden seçerek onaltı senede tasnif ettim."
Buhari, sahihini cem ederken sahih ilmî araştırma kaidelerine uymakla beraber, istihare cihetine de baş vurmuştur. Nitekim talebesi el Firebrî şöyle demiştir: "Muhammed İbn İsmail et-Buhari'yi şöyle derken işittim: el-Camiussahihi Mescidi Haram'da tasnif ettim ve iki Rek'at namaz kılıp Allahu Teala'ya istihareye vararak doğruluğunu tesbit etmedikçe hiçbir hadisi içine koymadım"
Buhari, bu sözü ile 'Mescidil Haram'da bablara ayırdığını ve esaslarını vaz ettiğini daha sonra Ravzai Mutahhara'da Nebi (a.s.)'in kabri ile minberi ara-
sında asıllannı ve müsveddesini temize çektiğini kastetmiştir. Bundan sonra elde edilmesi mümkün olan sahih hadisleri topluyor, Haremeyn'de ve seyahati esnasında uğradığı diğer beldelerde bunları uygun olan bab'lanna yerleştiriyordu. İmam Buhari sahihini, kendisinin istediği, hakikat talihlerinin ve araştırma yapmak isteyenlerin arzu ettiği şekle gelinceye kadar hadisleri kendi şartlarına göre tashih ve tetkik ederek, eleme ve seçme işlemine tabii tutarak tasnif etmek için onaltı sene beklemiştir.
Bu sebeple başka kitaplarda bulunmayan hak ve sevaba muvafık olma sebepleri sahih kitapta toplamıştır. Dolasıyla O'nun, alimlerin gönüllerinde yüksek bir yer işgal etmesinde, İslam ümmetinin O'nu hüsnü kabulle karşılamasında, ihtiva ettiği hadislerin sıhhatinden mutmain olunmasında ve hadisi nebevi alanında tedvin edilmiş en sahih kitap ismini almaya hak kazanması kadar normal bir şey olamaz.
Buhari'nin Hadis Tenkidindeki Mahareti
Buhari'nin ravileri cerh ve ta'dil, metin ve rivayetleri tenkid hususunda çok yüksek ve ince şartlan; ve uzun müddet tıp mesleğine devam etmesinden ve pek çok hastalıklarla karşılaşmasından dolayı hastalıklar ve ne kadar gizli, yahud alametleri ne kadar belirsiz olursa olsun, hastalıkların mahiyetine ve sırlarına vakıf olma hususunda ilham derecesine varan bir çeşit ilim elde eden mahir bir doktor veya uzun müddet sarraflık mesleğine devam etmesi sebebiyle katıksız saf altınla kalp olanını ayırdetme melekesini kazanan ve çok defa verdiği hükmün sebebi sorulduğunda cevap vermeyen mahir bir sarrafın durumunda olduğu gibi uzun boylu araştırmalarından, hadis tenkidlerinden, sened ve metinlerin illetleri hususundaki engin tecrübelerinden elde etmiş olduğu müthiş bir melekesi ve keskin bir basireti vardı.
Hadislerin sahihini sakiminden (illetlisinden) ayırdetmeye yarayan bu meleke, her ne kadar tenkid ve istidatlarının sağlamlığına ve vukuflarının genişliğine göre birbirlerinden farklı olsalar da, hemen hemen büyük ve mütahassıs hadis imamlarının hepsinde mevcuddu.
İmam-ı Müslim'in Buhari'ye hitaben söylediği: "Ey üstadların üstadı, mu-haddislcrin efendisi ve hadis illetlerinin tabibi, sözündeki: muhaddislerle tabib-ler; ve Araplann hadis tenkideilerini 'hadis sarrafları' diye ifade eünclerindeki muhaddislerle sarraflar arasındaki bu benzetmeyi gözden uzak tutamayız.
Hadisleri Sahih Sayma Hususunda Buhari'nin Şartları
Hadis imamları ve hadis alimlerine göre makbul ve maruf olduğu veçhile sahih hadisin şartlan: ravisinin
a- Müslüman, akıllı, doğru sözlü, tedlis ve hatadan uzak, adalet vasıflanyla donanmış, işitmiş olduğu hadisleri rivayet edinceye kadar tebdil ve tağyire maruz bırakmadan işittiği şekilde hafızasında tutan, hadisi ezbere bilen, sema ve kitabette şart olan zihin ve duygu orgalannın sağlam, vehmi ve yanılması nadir ve itikadının düzgün olması.
b. Diğer taraftan senedinin muttasıl olması; mürsel, munkatı ve mu'dal olmaması, hadisin metninin şa'za ve illetten salim olmasıdır. Dolayısıyla bu şartlar bir hadisde toplandığı zaman bu hadis (-in söyleyenine nisbeti-) sahih olur ve nisbetinin doğruluğu ölçüsünde bu, bu ilme asine olan erbabınca hemen hemen zaruri ilim ve yakın derecesine ulaşacak kadar kuvvetli bir şekilde olması tercih edilir.
Bundan dolayı hadislerin sıhhati için muhaddislerin koymuş olduğu şartlann güven ve itmi'nanı; doğruluk cihetinin yalan, sevab cihetinin hata cihetine üstün olmasını gerektirdiğim anlıyoruz. Bilinmesi gereken hususlardan biri de Buha-ri'den, bazı müelliflerin yaptığı gibi sarih ve mafassal bir şekilde "Benim sahih hadis hususundaki şartlarım şunlar şunlardır" dediğinin asla nakledilmemiş olmasıdır. O'nun bu konudaki şartlannı ancak kitabım ve kitabındaki bahisleri incelemeye tabi tutanlar bilirler. Araştırma ve iyi bir incelemeden sonra ulemanın çıkardığı neticeye göre İmam Buharî sahihinde sıhhat derecelerinden en yükseğini tercih etmiş, mütabaat, şevahid ve sahabe ve tabiinden mervi bazı hadislerde olduğu gibi kitabın asıl mevzuundan olmayan bir kaç hadisden başkasında bu dereceden vaz geçmemiştir.
Ravilerin, adalet ve emanet bakımından birbirlerinden farklı olduklan gibi -şeyhlerinden hadis alma hususunda itkan ve zabt bakımından ve şeyhleriyle beraberlik ve arkadaşlıklarının uzunluğu ve kısalığı bakımından birbirlerinden farklı olduklannda hiç şüphe yoktur. Buhari sahihinde sadece bu vasıflar içere-sinden en yüksek dereceye sahip olan ravilere itimad eder. Bunu bir misalle açıklayalım: İmam Zühri'nin talebeleri beş tabaka ve beş dereceye mensupturlar. Ve her bir derece ve tabakanın kendisinden sonra gelenlere karşı bir derece üstünlüğü vardır.
Birinci Tabaka: Bunlar adalet, hafıza, itkan, emanet ve seferde ve hazarda uzun müddet Zühri ile beraber olma vasıflanyla tanınan kimselerdir. Malik ve Süfyan İbn Uyeync gibi. Buhari'nin sahihinde itimat ettiği raviler işte bu tabakaya mensup olan ravilerdir.
İkinci Tabaka: Bunlar da tedbir ve emanet bakımından birinci tabakadaki-lere denk olan ravilerdir. Ancak şu kadar var ki, birinci tabakadaki raviler, seferde ve hazamda Zühri ile uzun müddet beraber olma vasıflanyla temeyyüz ettikleri halde, ikinci tabakaya mensup olan raviler Zühri ile sadece kısa bir müddet beraber olmuşlardır. Bu sebeple O'ndan hadis öğrenme ve itkan bakımından birinci tabakadakilerin aşağısindadırlar. Bunlar da el-Evzai ve el-Leys îbn Sa'da gibi ravilerdir. îmam Müslim ikinci tabakaya mensup olan ravilerin rivayetlerine itimad ettiği halde az önce yukanda zikrettiğimiz gibi, İmam Bu-hari bunların rivayet ettiği hadislerden sadece kitabın asıl mevzuunun dışında kalan birkaç tanesini rivayet etmiştir.
Üçüncü Tabaka: Bu tabakada yer alan raviler de ikinci tabakaya mensup olan ravilerin aşağısındadırlar. Cafer Ibn Burkan ve Zem'a îbn Salih gibi... Bu-hari, bunlardan asla hadis rivayet etmez. Fakat bazen mütabeat ve şevahid kabilinden rivayet etmiştir.
Böylece Buhari'nin sahihindeki şartlarının, sahih, hadis şartlarının en yüksek zirvesinde olduğunu görüyoruz.
_________________
|